Thursday 16 November 2017

DİŞİ KARINCA VE HAYVANLARDAKİ İLETİŞİM

This post is also available in: İngilizce, Almanca, Arnavutça, Arapça, Boşnakça, Kürtçe

Karınca vadisine geldiklerinde, bir dişi karınca dedi ki: “Ey karınca topluluğu, kendi yuvalarınıza girin…” (27:18)

Hz. Süleyman’a verilen üstün özelliklerden bahsedilirken Hz. Süleyman’ın, karıncaların dilini de anladığı anlaşılmakta, 18. ayette ise karıncaların kendi arasındaki iletişimine örnek verilmektedir. Gerçekten de karıncalar üzerine yapılan araştırmalar, karıncaların çok kompleks, çok organize bir sosyal yaşantıları olduğunu ve bu organizasyonun gereği olarak birbirleriyle iletişimde bulunduklarını göstermektedir.

Karıncalar

Karıncalar

Karıncalar küçücük kafalarında 500.000 kadar sinir hücresine sahiptir. Ayrıca çok hassas antenleri, birçok kimyasal madde salgılayan vücut yapısı, karıncanın iletişiminde kullandığı araçlardır. Karıncalar birbirleriyle değişik yöntemlerle iletişim kurarlar. İç salgı bezlerinde salgılanan “feromen” bu iletişim araçlarından biridir. İnsanların kullandıkları kelimelerin veya vücut dilinin yerini mükemmel bir şekilde bu salgı doldurmaktadır. Öyle ki karıncalar, insanların becerdiklerinden kimi zaman daha düzenli bir şekilde, bu sıvıyla iletişim kurarak toplanmakta, paylaşmakta, savunma yapmakta ve beslenmektedir.

Farklı karınca türleri, farklı salgı bezlerinden yararlanır ve her karınca çeşidinde bunların ayrı ayrı fonksiyonları vardır. Örneğin “dufour bezleri” alarm ve saldırı komutlarında kullanılır. “Sternal bezler”deki salgılar koloni göçleri sırasında ve av kovalarken kullanılır. Her karınca bu salgıları insanların kelimeleri kullanması gibi belli bir amaç için kullanır.

Karınca

Karınca

Karıncalar salgı bezlerinin sıvılarını kullanmanın dışında ses ile de iletişim kurar. Örneğin vücudu yere vurarak yapılan ses sinyali, ağaç yuvaları bulunan kolonilerde kullanılır. Marangoz karıncalar davul çalarak haberleşirler. Koloni üyeleri hiçbir kargaşa çıkarmadan çağrılara cevap verir ve gereken hedefe yönelirler.

Karıncaların iletişiminde özellikle şu başlıklar vurgulanmaktadır: Alarm verme, gıda yerini haber verme, temizlik, toplanma, sıvı besin değişimi, tanıma…Kuran, karıncaların alarm vermesine dikkat çekmiştir, bu da karıncalar üzerine yapılan araştırmalarda karıncaların iletişiminde tespit edilmiş en önemli iletişim başlıklarından biridir.

 

Kanatlı karınca

Kanatlı erkek karınca, kraliçe karınca ve işçi karınca

DİŞİ KARINCA

İncelediğimiz ayette dişi karıncaya dikkat çekilmektedir. Bu da aynen sivrisinek, arı ve örümcek örneklerinde olduğu gibi Kuran’ın bir mucizesidir. Karıncaların kolonisi arılarınkiyle benzerlik göstermektedir. Erkek karıncaların tek görevi olgunlaştıklarında genç bir kraliçe ile çiftleşmektir. Erkek karıncalar bu çiftleşmeden kısa bir süre sonra ölür. Koloninin bütün işlerini yapan işçi karıncalar kısır dişilerdir. Koloni, arı kovanında olduğu gibi anne ve kızlarının hakim olduğu bir dünyadır.

 

Karıncaların oluştuşturduğu sal

Karıncalar, birbirine kenetlenerek oluşturdukları sal ile su üzerinde uzun mesafeler katedebilmektedir.

Hz. Süleyman’ın ordusunun gelişini, nöbetçi veya gıda toplayan karıncaların haber verdiğini düşünürsek, bu dişi olan işçi karınca olacaktır. Eğer koloninin en imtiyazlı, kolonideki kastın en seçkin üyesinin bu haberi verdiğini düşünürsek, bu da kraliçe karınca olacaktır ki o da dişidir.

İnsan başına 10 milyondan fazla karıncanın var olduğu sanılmaktadır. Bu, Allah için yaratmanın ne kadar kolay olduğunun, sayının, büyüklüğün hiçbir sorun oluşturmadığının delilidir. Karıncaların türlerinin her birinde müthiş bir organizasyon vardır. Yaprakları terzi gibi kesip-biçen karıncalardan, çöl karıncalarına, ziraatçilik yapan hasatçı karıncalara kadar her tür ayrı ve mükemmel özelliklere sahiptir. Karıncaların ve diğer canlı cansız varlıkların tümünün ortak yanı Allah’ın sanatının ihtişamına tanıklık etmeleridir.

İşte Allah’ın yaratması. Hadi O’ndan başkasının neler yarattığını bana gösterin. Hayır, zalimler apaçık bir sapıklık içindedirler. (31:11)

KUŞLAR ARASI MUHABBETLER

Süleyman Davud’a mirasçı oldu ve dedi ki:
Ey insanlar bize kuşların dili öğretildi. (27:16)

Alıntıladığımız ayette, bir Peygamber olan Hz. Süleyman’a, Allah’ın verdiği üstün özellikler sayılırken, ona kuşların dilinin öğretildiği de söylenmektedir. Böylece Kuran, kuşların birbirleriyle iletişim kurduklarına, kuşların çıkardıkları seslerin (veya vücut dillerinin) rastgele olmadığına dikkatlerimizi çekmektedir. Buradan hareketle hayvanların da insanlar gibi iletişim kurduğunu söylemek yanlış olmayacaktır. Bu iletişim hiç şüphesiz insanlarınki kadar gelişmiş değildir, fakat hayvanlar arasında iletişimin olmadığını söylemek büyük bir yanılgıdır.

Kuş

Kuş

Zoologların yaptıkları araştırmalar, hayvanların çıkardıkları seslerin rastgele olduğunu, hayvanların kendi aralarında bir iletişime sahip olmadığını söyleyenlerin yanıldıklarını göstermektedir. Kuşlar, karıncalar, yunuslar ve daha birçok hayvan türü üzerinde yapılan araştırmalar, bu hayvanların kendi türleri arasındaki konuşmalarını, iletişimlerini ortaya koymuştur. Kargalar üzerinde yapılan araştırmalar, kargaların alarm için ayrı, toplantı için ayrı, endişeli haller için ayrı sesler çıkardıklarını ortaya koymuştur. Kargaların sesini sonogram grafikleri haline getiren bilim adamları, kargaların konuşmasını daha detaylı bir şekilde çözme çabasındadırlar.

Kuzgun

Kuzgun

Hayvanların özellikle kuzgunların konuşmaları üzerine sonogramlar çıkararak araştırmalar yapan Bernd Heinrich bu çalışmaların zorluğunu şöyle anlatmaktadır: “Bizim araştırmamız, başka bir gezegenden gelip de insanların konuşmalarını sonogramlar aracılığıyla çözmeye çalışan, insanın yemek, oyun, aşk, balıkçılık gibi faaliyetleriyle ilgili kelimelerinisonograma çeviren uzaylılarınki gibidir. Bizim çabamız kendimizi başka gezegenden gelen canlılar yerine koymak ve diğer akıllı varlıklarla iletişimi sağlamaktır.”

YUNUSLARDA VE DİĞER HAYVANLARDA İLETİŞİM

Kuran’da özellikle kuşların ve karıncaların iletişimine dikkat çekilmiştir. Kuran’ın bu işaretleri bizi tüm hayvanlardaki iletişimi incelemeye sevketmektedir. Örneğin filler üzerinde yapılan araştırmalar fillerin çok uzak mesafedeki fillerle iletişim kurduklarına dair birçok veriyi ortaya koymaktadır.

Filler

Filler uzak mesafedeki diğer fillerle iletişim kurabilmektedir.

İletişim konusundaki araştırmacıların en çok ilgisini çeken canlıların başında yunuslar gelmektedir. Yunuslar ıslık, ciyaklama, klikleme gibi sesler çıkartarak birbirleriyle konuşurlar. Yunuslar kullandıkları sonar sistemiyle belli frekanslarda tıklamalar yollar. Yunusların kullandıkları sonar sistemi, karanlık sularda objeleri tanımlamalarını, mesafeleri bilmelerini sağlar. Yunuslar 0.25 kHz’den 200 kHz’ye kadar ses frekanslarını kullanır. Bu aralığın yüksek frekans kısımlarını yer tayininde, düşük frekansları ise iletişimde, oryantasyonda kullanır. Deniz altına yerleştirilen mikrofonlarla, insanlar tarafından yunusların önüne konan suni engellerle, yunusların kendi aralarındaki iletişimini tespit etmek için deneyler tasarlanmıştır. Bu deneylerin sonucunda yunusların kendi aralarında konuşup, iletişim kurduğu belirlenmiştir, fakat yunusların çıkardığı seslerin tam olarak neye karşılık geldiğinin tespiti mümkün olamamıştır. (Dr. Dreher’in, Dr. Evans’ın ve Dr. John C.Lilly’in deneyleri bunlara örnektir.)

Yunuslar

Yunuslar kendi aralarında iletişim kurabilmektedir.

Yeryüzündeki hangi yaratılış örneği incelenirse incelensin, mutlaka Allah’ın mükemmel yaratışı ortaya çıkmaktadır. Bakmayı bilen gözler, anlamayı bilen kalpler bunlara tanık olabilmektedirler.

Yeryüzünde gezip dolaşmıyorlar mı ki böylece kendisiyle akledebilecekleri kalpleri ve işitebilecek kulakları oluversin. Şu bir gerçek ki, gözler kör olmaz, ama göğüslerin içindeki kalpler körleşir. (22:46)

Leave a Comment