<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Kur'an: Hiç Tükenmeyen Mucize &#187; İnsan</title>
	<atom:link href="http://www.mucizeler.com/category/insan/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.mucizeler.com</link>
	<description>Kur'an Mucizeleri</description>
	<lastBuildDate>Tue, 27 Mar 2012 23:56:33 +0000</lastBuildDate>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
	<generator>http://wordpress.org/?v=3.1</generator>
		<item>
		<title>TOPRAK VE SUDAN YARATILMA</title>
		<link>http://www.mucizeler.com/2011/10/toprak-ve-sudan-yaratilma/</link>
		<comments>http://www.mucizeler.com/2011/10/toprak-ve-sudan-yaratilma/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 21 Oct 2011 09:45:54 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[İnsan]]></category>
		<category><![CDATA[İnsanın Yaratılışı]]></category>
		<category><![CDATA[Öne Çıkanlar]]></category>
		<category><![CDATA[Sudan Yaratılış]]></category>
		<category><![CDATA[Topraktan Yaratılış]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.quranmiracles.com/2011/03/toprak-ve-sudan-yaratilma/</guid>
		<description><![CDATA[İnsanı çamurdan oluşan bir özden yarattık.(23:12) O yarattığı her şeyi güzel yaratmıştır. Ve insanın yaratılışına çamurdan başlamıştır. (32:7) Sizi topraktan yaratması O’nun delillerindendir&#8230;(30:20) Ve O sudan bir insan yarattı ve ona soy sop verdi. Efendin her şeye gücü yetendir.(25:54) Kuran, ...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<blockquote><p>İnsanı çamurdan oluşan bir özden yarattık.<a href="http://quran.com/23/12">(23:12)</a></p></blockquote>
<blockquote><p>O yarattığı her şeyi güzel yaratmıştır. Ve insanın yaratılışına çamurdan başlamıştır. <a href="http://quran.com/32/7">(32:7)</a></p></blockquote>
<blockquote><p>Sizi topraktan yaratması O’nun delillerindendir&#8230;<a href="http://quran.com/30/20">(30:20)</a></p></blockquote>
<blockquote><p>Ve O sudan bir insan yarattı ve ona soy sop verdi. Efendin her şeye gücü yetendir.<a href="http://quran.com/25/54">(25:54)</a></p></blockquote>
<p>Kuran, insan yaratılırken kullanılan ham maddelerin toprak ve su olduğunu ortaya koymaktadır. Kuran, bazen bu ham maddeleri ayrı ayrı vurgulamakta, bazen de insanın çamurdan yaratıldığını söyleyip toprak ve suyun bileşiminden insanın yaratıldığını açıklamaktadır.</p>
<p>İnsanın topraktan yaratılması üzerine çok spekülasyonlar yapılmıştır. Biyoloji ve kimya gibi bilimlerin ilerlemesiyle; hem toprağın, hem de insan vücudunun analitik incelemesi yapıldı. Bu incelemeler sonucunda insan vücudunun içerdiği maddeler ile toprağın içerdiği maddelerin tamamen aynı olduğu anlaşıldı. Bu maddeler alüminyum, demir, kalsiyum, oksijen, silikon, sodyum, potasyum, magnezyum, hidrojen, klor, iyot, manganez, kurşun, fosfor, bakır, gümüş, karbon, çinko, kükürt ve azottur. Amerika’daki bir kimya bürosunun yaptığı analize göre insan vücudunun %65’i oksijen, %18’i karbon, %10’u hidrojen, %3’ü azot, %1.5’u kalsiyum, %1’i fosfor, geri kalanı da diğer elementlerdir. Yaratılış denilen Allah’ın muhteşem sanatı işte bu cansız, şuursuz atomları belli bir şekilde birleştirip insanı meydana getirmektedir. Bu maddeler sırf ham madde olarak çok düşük değerlere alıcı bulmaktadır. Oranlarını verdiğimiz temel maddelerin New York Borsasındaki değeri 4.5 Dolar’dır. Evet, tam tamına 4.5 Dolar. İşte insanın temel malzemesinin fiyatı. Allah 4.5 Dolar’lık malzemeden insan mucizesini yaratmaktadır. Görülüyor ki beceri, bu 4.5 Dolar’lık malzemede değildir. Bütün övgü, bu ham maddeleri de, bu ham maddelerden insanı da yaratan Allah’adır.</p>
<blockquote><p>Övgü Alemlerin Efendisi Allah içindir.<a href="http://quran.com/1/2">(1:2)</a></p></blockquote>
<h3 style="text-align: center">TOPRAĞIN ÖZÜ</h3>
<p>Müminun Suresi 12. ayette dendiği gibi insan bir “özden” yaratılmıştır. Allah topraktaki elementleri, çok ince bir şekilde ayarlayarak insanı yaratmıştır. İnsan vücudunda gerekli her element belli değer aralıklarında var olabilmektedir. Bu değer aralığından sapmalar olduğunda hastalıklar, ölümler ortaya çıkabilir. Vücutta baştan bu maddeler dengeli bir şekilde dağıtıldıkları gibi, vücut sonradan bu maddeleri dengeli bir şekilde kullanacak, fazlalıkları dışarı atacak biçimde de yaratılmıştır. İnsan vücudunda yaklaşık 2 kg kalsiyum vardır. Eğer bu kalsiyum azalırsa bir elmayı ısırmamız dişlerimizin parçalanmasıyla sonuçlanabilir. Vücudumuzun 120 gr kadar potasyuma ihtiyacı vardır. Bu maddenin eksikliği kas ağrıları, kramplar, yorgunluk, bağırsak rahatsızlıkları, kalp çarpıntısı olarak kendini gösterir. Çinkoya olan ihtiyacımız ise sadece 2-3 gr kadardır. Bu düşük miktarın eksikliği hafıza kaybı, cinsel yetersizlik, hareket gücünün azalması, koku ve tad alma duyusunun zayıflamasıyla kendini gösterir. 100 mikrogramlık selenyumun eksikliği kas zayıflığı, kalp ve damarlardaki esneme kabiliyetinin bozulmasıyla kendini gösterir&#8230;</p>
<p>Tüm bu veriler bize Allah’ın insanı topraktan rastgele yaratmadığını, aynı ayette söylendiği gibi; toprağın içindeki elementleri belli ölçüyle belirleyerek insanı toprağın belli bir özünden yarattığını göstermektedir. Görüldüğü gibi Kuran’da hiçbir kelime boşu boşuna geçmemektedir.</p>
<p>İnsan vücudundaki bu elementlerin incelikle ayarlanması Allah’ın mükemmel tasarımcılığını gözler önüne sermektedir. Secde Suresi’nde Allah’ın güzel yaratışına dikkat çekilmektedir. Gerçekten de çamur gibi basit görünümlü bir maddeden insan gibi bir eserin yaratılması Allah’ın delillerindendir. Nitekim Rum Suresi’nin 20. ayeti topraktan yaratılışın Allah’ın delillerinden biri olduğunu vurgulamaktadır.</p>
<h3 style="text-align: center">SU NASIL CANLANIYOR?</h3>
<blockquote><p>&#8230; Her canlıyı sudan yarattık. Hala inanmayacaklar mı? <a href="http://quran.com/21/30">(21:30)</a></p></blockquote>
<blockquote><p>Allah hareket eden her canlıyı sudan yarattı.<a href="http://quran.com/24/45">(24:45)</a></p></blockquote>
<p>Furkan Suresi’nde insanların, Enbiya ve Nur Sureleri’nde ise tüm canlıların sudan yaratıldıkları söylenmektedir. Su, biyolojik olarak yaşayan maddenin temel unsurudur. İnsan hücrelerden oluşmuştur. Hücreleri incelediğimizde % 60 ile % 80 arasında sudan oluştuğunu görürüz. Temel maddesi su olan hücre, canlı  bir maddedir. Canlılığın temeli olan su olmadan canlılık mümkün değildir.</p>
<p>Suyu incelediğimizde suyun iki hidrojen ve bir oksijen atomundan meydana geldiğini görürüz. Kimyasal olarak her özelliği mükemmel ayarlanmış olan su, tamamen cansız olan, %99’u boşluk olan atomlardan oluşur. Nasıl oluyor da %99’u boşluk olan cansız atomlardan oluşan sudan yaratılan hayvanlar, insanlar canlanıyorlar? Bu noktayı iyice düşünen, becerinin cansız atomlarda değil, bu cansız atomları canlandıran Allah’ta olduğunu anlar.</p>
<blockquote><p>O Allah’tır. Yaratandır, kusursuzca var edendir, biçim verendir. En güzel isimler O’nundur. Göklerde ve yerde olanların hepsi O’nu yüceltir. O üstündür, bilgedir. <a href="http://quran.com/59/24">(59:24)</a></p></blockquote>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.mucizeler.com/2011/10/toprak-ve-sudan-yaratilma/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>PARMAK UÇLARINDAKİ KİMLİK</title>
		<link>http://www.mucizeler.com/2011/03/parmak-uclarindaki-kimlik/</link>
		<comments>http://www.mucizeler.com/2011/03/parmak-uclarindaki-kimlik/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 21 Mar 2011 12:30:54 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[İnsan]]></category>
		<category><![CDATA[DNA @tr]]></category>
		<category><![CDATA[Fotoğraflar]]></category>
		<category><![CDATA[Mitokondriyal DNA]]></category>
		<category><![CDATA[Parmak Uçları]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.quranmiracles.com/2011/03/parmak-uclarindaki-kimlik/</guid>
		<description><![CDATA[İnsan, kemiklerini kesin olarak biraraya toplamayacağımızı mı sanıyor? (75:3) Evet, parmak uçlarını dahi düzenlemeye gücümüz yeter. (75:4) Peygamberimiz’in yaşadığı dönemin insanları için parmak uçları önemli bir şey ifade etmezdi. 1856 yılında Genn Ginsen adında bir İngiliz, parmak uçlarındaki çizgilerin her ...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<blockquote><p>İnsan, kemiklerini kesin olarak biraraya toplamayacağımızı mı sanıyor? <a href="http://quran.com/75/3">(75:3)</a><br />
Evet, parmak uçlarını dahi düzenlemeye gücümüz yeter. <a href="http://quran.com/75/4">(75:4)<br />
</a></p></blockquote>
<p>Peygamberimiz’in yaşadığı dönemin insanları için parmak uçları önemli bir şey ifade etmezdi. 1856 yılında Genn Ginsen adında bir İngiliz, parmak uçlarındaki çizgilerin her insanda farklı olduğunu keşfetti. 1856 yılına kadar insanlar parmak ucunun önemli özelliğinden haberdar değillerdi. Tarih boyunca yaşamış tüm insanların parmak ucunun farklı olduğunun anlaşılmasıyla, parmak ucunun adeta bir kimlik kartı olduğunun farkına varıldı. Daha sonra bu bilgi polis örgütlerince suçluların yakalanmasında veya tanınmayacak duruma gelmiş ölülerin tespit edilmesinde kullanılmaya başlandı.</p>
<p>Parmak ucu öyle bir kimlik kartıdır ki aynı yumurta ikizlerinde bile farklıdır. Bu kimlik kartı asla sahtekarlık kabul etmez, elimizi değdirdiğimiz birçok eşyaya sahtekârlık kabul etmeyecek şekilde imzamızı atar. Hiç kimse de bu imzamızı taklit edemez. Bu mühürümüzün ne taklidi, ne de inkârı söz konusudur. Ömür boyu bu mührü hiç kaybetmeden yanımızda taşırız. Üst deri yanmalarından ve yaralanmalardan yaşlanarak vücudumuzun şekil değiştirmesine kadar tüm etkenler mührümüzün orjinalliğini bozmaz. İki santimetrekarelik bir alanda milyarlarca değişik deseni, silinmez çizgiler halinde bir mühür gibi işleyen Yaratıcımız ne kadar da büyük bir kudrete sahiptir.</p>
<p>Parmak ucumuzdaki bu kimlik kartımız, cenin henüz üç aylıkken anne karnında çizilir ve mezara kadar bizle gelir. Parmak ucunun şaşmaz bir kimlik kartı olmasının ötesinde vücudumuzdaki genetik bozuklukları da belirlemekte kullanılıp kullanılamayacağı üzerine çalışmalar vardır. Bizim saptamalarımıza göre bu çalışmalar, henüz bilimsel bir kesinlik ortaya koyacak düzeyde değildir, fakat parmak ucundaki çizgilerin öneminin şu anda bilinenden de daha fazla önemli olmasının olası olduğunu göstermektedir.</p>
<p>Kuran’ın indiği dönemde parmak ucu, önemsiz bir detay konumundaydı. Ahirette insanı yeniden yaratacak olan Allah’ın, parmak ucunun rastgele bir nokta değil, insanda önemli bir detay olduğuna işaret etmesi Kuran’ın bir mucizesidir. Yaratıcımız parmak ucunun bile önemsenmesi gerektiğinin dersini vermektedir.</p>
<h3 style="text-align: center">PARMAK UCUNDAKİ DNA</h3>
<p>Bu ayetin temel işaretlerinden biri parmak uçlarımızdaki izlerin özelliği olabilir. Tahminimizce ayetin diğer bir işareti de vücudumuzun her yerinde olduğu gibi, parmak uçlarımızda da vücudumuzun tüm özelliklerinin kodlu olmasıdır. Böylece ayette, yeniden yaratılışımızda vücudumuzun tüm detaylarının yaratılacağı söylendiği gibi, vücudumuzun parmak ucu gibi önemsiz gözüken bir noktasından tüm vücudumuzun yeniden yaratılabileceğine de işaret olabilir. Parmak ucunun burada örnek verilmesinin sebebi, parmak ucunun, vücudun geri kalan birçok bölümüne göre daha basit ve değersiz kabul edilmesidir. İnsanın en basit görünen parmak ucu bile içindeki DNA’sıyla aslında öyle bir bilgi bankasıdır ki, insanın sırf bu noktası alınarak bile tüm vücudu yeniden yaratılabilir.</p>
<p>DNA, kanaatimizce insanlık tarihinin en önemli keşiflerindendir. DNA’nın keşfiyle insan hücresini, ortası suyla dolu, etrafı zarla kaplı basit bir yapı zanneden zihniyet tamamen çöktü. Bu zihniyete göre detaylara inildikçe insanın yaratılışının basit olduğu anlaşılacaktı. Oysa hücrenin detaylı bir şekilde keşfedilmesiyle, detaylara inildikçe her şeyin nasıl kompleks bir şekilde planlandığı anlaşıldı.</p>
<p>DNA, üç milyar kodun arka arkaya gelmesinden oluşan bir şifreyi üzerinde taşır. Saç rengimizden, serçe parmağımıza kadar her özelliğimiz işte bu DNA’da kodludur. DNA’daki bilgileri yazılı hale getirmek istesek, bir milyon sayfadan oluşan yaklaşık bin ciltlik bir ansiklopedi dizisi elde ederiz. Üstelik DNA tüm bu bilgilerini 20 ile 80 dakika arasında kopyalama yeteneğine sahiptir.</p>
<p>Tek bir DNA’mızın bin ciltlik bilgi hazinesinde, vücudumuzun bütün özellikleri yazılıdır. En basit parçalarımızdan biri gibi gözüken parmak ucumuzu ele alsak, buradaki tek hücrenin DNA’sı, tüm vücudumuzun bilgisini verecektir. Yaratıcımız için tüm bu bilgiyi ele alıp bizi yeniden yaratmak çok kolaydır. İlk yaratma nasıl kendisi için çok kolay olduysa, bu yaratış da kendisi için öyle kolay olacaktır.</p>
<blockquote><p>Ve kendi yaratılışını unutarak bize bir örnek verdi, dedi ki: &#8220;Şu çürümüş kemikleri kim diriltecek&#8221; <a href="http://quran.com/36/78">(36:78)</a><br />
De ki: &#8220;Onları ilk kez kim yarattıysa, yine O diriltecek. O her türlü yaratılışı bilendir.&#8221;<a href="http://quran.com/36/79">(36:79)</a></p></blockquote>
<h3 style="text-align: center">HAVVA’NIN MİTOKONDRİYAL DNA’SI</h3>
<blockquote><p>Sizi bir tek benlikten yarattı, sonra ondan da eşini var etti&#8230;<a href="http://quran.com/39/6">(39:6)</a></p></blockquote>
<p>Mikroskobun geliştirilmesi sayesinde hücrenin analiz edilmesi mümkün oldu. Hücrenin iyice analiz edilmesi insan bedeninin daha iyi tanınması demektir. Erkeğin veya dişinin her birinin DNA’larında hem erkeğin, hem dişinin genetik kodu vardır. Bunun anlaşılması Hz. Havva’nın sırf Hz. Adem’in vücudundaki bilgilerle, Hz. İsa’nın sırf Hz. Meryem’in vücudundaki bilgilerle nasıl yaratıldıklarının daha rahat anlaşılmasını sağlar.</p>
<p>Gerek Tevrat, gerek İncil, gerekse Kuran tüm insanların bir erkek ve bir dişiden yaratıldığını öne sürer. Hücre üzerinde sürdürülen araştırmalarda elde edilen bulgular, kutsal kitapların bu tezini doğrular niteliktedir.</p>
<p>Vücudumuzdaki enerji, hücrelerin içindeki mitokondri denen boyutça küçük, işlevce büyük enerji santrallerinde üretilir. Bu mitokondrilerin, hücrenin çekirdeğinde biraz önce bahsettiğimiz DNA’dan ayrı, özel DNA’ları vardır. Farklı ırklardaki, farklı boylardaki, farklı kıtalardaki insanların hepsi hücrelerinde bahsettiğimiz mitokondriye ve mitokondrilerinde, mitekondriyal DNA’ya sahiptirler. Bu molekülün diğer hücre moleküllerinden farkı sadece ve sadece anne vasıtasıyla yavrusuna geçmesidir. Bahsettiğimiz tüm ayrı ırklardaki ve farklı özelliklerdeki insanların mitekondriyal DNA’larının incelenmesi sonucunda, tüm bu insanların ortak tek bir dişiden doğdukları anlaşılmıştır.</p>
<p>Bu, Kuran’ın tek bir çiftten (tek bir dişiden) yaratıldığımızı söyleyen tezinin bilimsel araştırmalarla doğrulanması demektir. Bu aynı zamanda Kuran’la aynı tezi savunan Tevrat’ın ve İncil’in de bu ortak görüşünün doğrulanması demektir. Bu insanların suni olarak çıkardıkları ırksal ayrımların, ne kadar gereksiz olduğunun, aslında tüm ırkların kardeş olduğunun bilimsel bir delilidir. Hücrenin mikro dünyasındaki bu buluş, dini, bilimi, insanların kardeşliğini savunan, ırkçılığa karşı fikirleri birleştirmektedir.</p>
<blockquote><p>Ey insanlar! Sizi bir erkek ve bir dişiden yarattık. Birbirinizle tanışıp kaynaşasınız diye sizi ırklara ve boylara ayırdık. Şüphesiz Allah’ın katında sizin en değerliniz, en çok sakınanınızdır. Allah bilendir, haberdardır.<a href="http://quran.com/49/13">(49:13)</a></p></blockquote>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.mucizeler.com/2011/03/parmak-uclarindaki-kimlik/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>ÜÇ KARANLIKTA YARATILIŞ</title>
		<link>http://www.mucizeler.com/2011/03/uc-karanlikta-yaratilis/</link>
		<comments>http://www.mucizeler.com/2011/03/uc-karanlikta-yaratilis/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 21 Mar 2011 12:27:44 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[İnsan]]></category>
		<category><![CDATA[Amniyon Kesesi]]></category>
		<category><![CDATA[Embriyoloji]]></category>
		<category><![CDATA[Fallop Tüpü]]></category>
		<category><![CDATA[Fotoğraflar]]></category>
		<category><![CDATA[Resimler]]></category>
		<category><![CDATA[Üç Karanlık]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.quranmiracles.com/2011/03/uc-karanlikta-yaratilis/</guid>
		<description><![CDATA[Sizi annelerinizin karınlarında üç karanlıkta bir yaratılışdan diğer yaratılışa geçirerek yaratmaktadır. (39:6) Anne karnındaki cenin çok hassas bir varlıktır. Cenin eğer özel bir korunmaya sahip olmasaydı; sıcak, soğuk, ısı değişimleri, darbeler, annenin ani hareketleri cenine ya büyük bir zarar verecek, ...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<blockquote><p>Sizi annelerinizin karınlarında üç karanlıkta bir yaratılışdan diğer yaratılışa geçirerek yaratmaktadır. <a href="http://quran.com/39/6">(39:6)</a></p></blockquote>
<p>Anne karnındaki cenin çok hassas bir varlıktır. Cenin eğer özel bir korunmaya sahip olmasaydı; sıcak, soğuk, ısı değişimleri, darbeler, annenin ani hareketleri cenine ya büyük bir zarar verecek, ya da cenini öldüreceklerdi. Annenin karnındaki 3 bölge cenini tüm bu dış tehlikelere karşı korur. Bu bölgeler şunlardır:</p>
<p>1- Karın duvarı<br />
2- Rahim duvarı<br />
3- Amniyon kesesi</p>
<p>Kuran’ın indiği 7. asırda insanların amnion kesesinden haberleri yoktu. Peki o zaman Kuran’ın anne karnındaki üç karanlığa işaret etmesi nasıl açıklanabilir? Hiç şüphesiz bu ifadeyi Kuran’ın indiği dönemin bilgi seviyesiyle açıklamaya olanak yoktur. Cenin bu üç tabakanın koruyuculuğu altında kapkaranlık bir mekanda yavaş yavaş gelişimini sürdürür.</p>
<p>Amniyon kesesi temiz, akışkan bir sıvı ile doludur. Bu sıvı sarsıntıları emen koruyucu bir yastık gibidir, basıncı dengeler, amniyon zarının embriyoya yapışmasını engeller ve ceninin rahim içerisinde rahatlıkla dönmesini sağlar. Eğer cenin bu sıvı sayesinde rahatlıkla hareket edemeseydi, bir et kütlesi gibi yığılıp kalacak, devamlı bir tarafı üzerinde aylarca durduğu için yaralar vücudunu saracak ve birçok komplikasyon ortaya çıkacaktı. Ceninin her tarafının eşit biçimde ısınması da önemlidir. Sıvının ısıyı eşit dağıtması sayesinde dışarıdaki sıcaklık ne olursa olsun ceninin her yanı 31°C’lik sıcaklığa sahiptir. Yaratıcımız her aşamada her şeyi en ince şekilde ayarlamış, karanlıkların içinde her ihtiyacımızı karşılamış, bedenimizi dış dünyanın tüm zararlarından korumuştur.</p>
<h3 style="text-align: center;">YARATILIŞTAN YARATILIŞA GEÇİŞ</h3>
<p>Bu ayetin anne karnında, yaratılış aşamalarımızda içinde bulunduğumuz 3 farklı ortama veya 3 farklı yaratılış aşamasına işaret ettiğini düşünenler de olmuştur. Buna göre 3 karanlık şöyledir:</p>
<p>1. Fallop borusu: Spermle yumurta birleştikten sonra fallop borusu boyunca ilerler. Fallop borusu boyunca ilerleyen zigot bölünerek çoğalır.<br />
2. Rahim duvarındaki bölge: Bu bölgede 51. bölümde işlediğimiz asılıp tutunma (alaka) aşaması geçirilir.<br />
3. Amniyon kesesi: Ceninin etrafındaki içi özel bir sıvı ile dolu kesedir. Gelişimin geri kalan uzunca kısmı burada geçirilir.</p>
<p>Dıştan görünüşte bu karanlık mekanların farkları yok sanılır. Halbuki minik bir hücrenin boyutuna bölünüp bu mekanları gezebilsek, nasıl farklı mekanlar olduğunu gözleriz. Birinci karanlık mekan, hücreye göre dev karanlık bir tüneli hatırlatmaktadır. İkinci karanlık mekan ise ışıksız kapkaranlık bir ormanı. Üçüncü karanlık mekan ise ışıksız bir denizin altını andırır.</p>
<p>Görüldüğü gibi iç içe katman olarak karanlık mekanlar 3 kat olduğu gibi, sırasıyla geçilen karanlık mekanlar da 3 tanedir. Ayetin bu iki açıklamadan herhangi birine mi, yoksa her ikisine de mi işaret ettiğini Allah bilir. Bu karanlık mekanlardaki gelişimde geçirilen aşamaların tüm bilimsel kitaplarda 3’e ayrılıp incelenmesi de ilginçtir. Bu üç aşama şöyledir:</p>
<p>1. Pre-embriyonik aşama: Bu aşama birinci trimester olarak anılır. Hücreler çoğalırken 3 tabaka şeklinde organize olurlar, ilk iki haftayı kapsar.<br />
2. Embriyonik aşama: Hücre tabakalarından temel organlar ortaya çıkmaya başlar. İkinci trimester olarak anılır. İkinci haftayla sekizinci hafta arasını kapsar.<br />
3. Fetal aşama: Bu aşamada yüz, eller, ayaklar belirginleşir, insan dış görünümü ortaya çıkar. Üçüncü trimester olarak anılır. Sekizinci haftadan doğuma kadar olan safhadır.</p>
<p>Ayette işaret edildiği gibi yaratılışımız, bir yaratılış aşamasından diğer yaratılış aşamasına geçerek olmaktadır. Tüm aşamaların ortak özelliği her birinde yaratılışın delillerinin gözükmesidir.</p>
<p>Kitabımızın embriyolojiyle ilgili bu son bölümlerinde gördüğümüz bilgilere son yüzyılda ulaşılmıştır. Kuran’dan önce ve Kuran’dan sonraki bin yılda bu bilgilerin hiçbirine, Kuran dışında hiçbir kitapta rastlayamazsınız. Kuran, hem meninin karışımlı yaratılışına, hem de bu meninin az bir bölümünden yaratıldığımıza dikkatlerimizi çekmiştir. Kuran, anne rahmindeki gelişimde embriyoya, aldığı hallerden türeyen isimler takmıştır: Asılıp tutunan (alaka), bir çiğnemlik et (mudga) gibi. Böylece Kuran, ceninin aldığı hallerden çıkan bir terminoloji oluşturmuştur. Yine ilk önce kemiklerin sonra kasların yaratıldığını Kuran dışında ortaya koyan olmamıştır. Yaratılışın içindeki farklı karanlıklara Kuran dışında dikkatleri çekmiş bir kitaba da binlerce yıllık tarihte rastlayamazsınız.</p>
<p>Bilimsel bir bilgiyi ileri sürmek için her şeyden önce bilimsel bir altyapı gerekir. Var olan bir altyapı üzerinde diğer bilgiler yükselir. Ayrıca bu tarz bilimsel bilgiler için gelişmiş mikroskoplara da mikro kameralara da ihtiyaç vardır. Kuran’ın indiği dönemde ne bilimsel altyapının, ne mikroskobun, ne de mikro kameraların olduğunu kimse iddia edemez. Bu bilgilerin rastgele yapılan tahminlerle tutturulduğunu söylemeye de hiçbir vicdanlı insan kalkışamaz.</p>
<blockquote><p>İnsanı gerçekten de en güzel biçimde yarattık. <a href="http://quran.com/95/4">(95:4)</a><br />
Sonra onu aşağıların aşağısı kıldık.<a href="http://quran.com/95/5">(95:5)</a></p></blockquote>
<p>İnsan, en güzel biçimde, çok ince bir planla, birçok aşama arka arkaya getirilerek yaratılmıştır. Allah’ın bu mükemmel yaratışını unutup, vücudunu kendi eseri zanneden, bedeninin Yaratıcısını tanımayarak, isyana ve nankörlüğe kalkışan biri ise mükemmel yaratılışına rağmen aşağıların aşağısı olmaktan kurtulamaz.</p>
<blockquote><p>Yoksa onlar hiçbir şeysiz mi yaratıldılar: Yoksa bizzat kendileri mi yaratıcıdır? <a href="http://quran.com/52/35">(52:35)</a></p></blockquote>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.mucizeler.com/2011/03/uc-karanlikta-yaratilis/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>KEMİKLERİN OLUŞUMU VE ETLE KAPLANMALARI</title>
		<link>http://www.mucizeler.com/2011/03/kemiklerin-olusumu-ve-etle-kaplanmalari/</link>
		<comments>http://www.mucizeler.com/2011/03/kemiklerin-olusumu-ve-etle-kaplanmalari/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 21 Mar 2011 12:23:48 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[İnsan]]></category>
		<category><![CDATA[İskelet]]></category>
		<category><![CDATA[Kemikler]]></category>
		<category><![CDATA[Müminun]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.quranmiracles.com/2011/03/kemiklerin-olusumu-ve-etle-kaplanmalari/</guid>
		<description><![CDATA[&#8230;Sonra o damlacığı asılıp tutunan birşeye dönüştürdük. Sonra asılıp tutunan şeyi, bir çiğnemlik et parçası haline getirdik. Sonra bir çiğnemlik et parçasını, kemik olarak yarattık. Sonra kemiğe et giydirdik.(23:14) &#8230; Kemiklere de bir bak. Nasıl yerli yerince düzenliyoruz onları ve ...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<blockquote><p>&#8230;Sonra o damlacığı asılıp tutunan birşeye dönüştürdük. Sonra asılıp tutunan şeyi, bir çiğnemlik et parçası haline getirdik. Sonra bir çiğnemlik et parçasını, kemik olarak yarattık. Sonra kemiğe et giydirdik.<a href="http://quran.com/23/14">(23:14) </a></p>
<p>&#8230; Kemiklere de bir bak. Nasıl yerli yerince düzenliyoruz onları ve sonra da onlara et giydiriyoruz&#8230; <a href="http://quran.com/2/259">(2:259)</a></p></blockquote>
<p>Tercümede geçen &#8220;bir çiğnemlik et&#8221; ifadesi, Arapça &#8220;mudga&#8221; kelimesinin karşılığıdır. Kemiğe giydirilen et vurgulanırken geçen &#8220;et&#8221; ifadesi ise ayette &#8220;lahm&#8221; kelimesi ile anlatılır. Bu deyim &#8220;taptaze et&#8221; gibi eti vurgular. Bu ayrımın altını çizmekte fayda vardır.</p>
<p>Embriyo başlangıçta kemiksiz bir çiğnemlik et formundadır. Embriyodaki kıkırdak doku, ayette söylendiği gibi sonradan kemikleşmeye başlar. Yine aynen ayetin söylediği gibi kemikleşme başladıktan daha sonra kas etleri oluşarak kemikleri sarar. Ayette geçen &#8220;lahm&#8221; kelimesi kas etleri için kullanılmaktadır. Kuran’da 1400 yıl önce haber verilen bu oluşum sırasından bilim çok yakın döneme dek habersizdi. Bu dönemde kemiklerin ve kasların beraber oluştuğu düşünülüyordu. Gelişmiş mikroskoplar ve anne karnının içine giren mikro kameralar, Kuran’ın haklılığını bir kez daha göstermiştir.</p>
<h3 style="text-align: center">İSKELETİMİZİN MÜKEMMEL YARATILIŞI</h3>
<p>Bakara Suresi’nden alıntıladığımız ayet, kemiklerin kasla sarılmasını vurgulamadan önce iskelet yapımıza dikkat çekmekte ve bu yapıyı incelememizi teşvik etmektedir. Bu ayeti okurken Allah’ın Kuran’da oluşturduğu bilimsel mucizeyle beraber, Allah’ın vücudumuzda oluşturduğu yaratılış mucizesini de kemiklerimiz bağlamında düşünelim.</p>
<p>Bir mühendislik harikası olan iskeletimiz, her biri ihtiyacımıza göre ölçülüp biçilmiş değişik boyutlarda 206 kemikten meydana gelir. İskeletimiz, eklemler ve bağlarla birbirine tutturulmuş; atlama, koşma, eğilme, oturma ve benzeri hareketler için ölçülerek, planlanarak inşa edilmiş bir kemik kuledir. Her hareketimizde iskeletimizi farkına varmadan, zorlanmadan kullanır, iskeletimizin hizmetimize verilmiş olması sayesinde günlük hayatımızı sürdürürüz. Örneğin bu kitabın sayfalarını çevirirken kaç eklemimizi kullandığımıza dikkat edin: Omuz, dirsek, bilek ve parmak eklemlerimizin her birini nasıl da kolaylıkla, birbiriyle uyumlu bir şekilde kullanırız. Hem de iskeletimizi kullandığımızın hiç farkına varmadan… </p>
<p>Bu eşsiz mimari yapıya ister mühendis, ister doktor gözüyle bakınız, bu yapı karşısında bildiklerinizin ne kadar yetersiz kaldığını göreceksiniz. İskeletimiz vücuda dayanak oluşturur, organlarımızı mükemmel bir şekilde korur, sinir ve kas sistemlerinin bağlantısını sağlar ve vücudun hareketlerini gerçekleştirmesinde en önemli görevi üstlenir. İskeletimizin her parçası kendi farklı görevini mükemmel bir şekilde yerine getirir. Kafatası ve leğen kemiğinde olduğu gibi kemiklerin hareketinin sakıncalı olduğu yerlerde eklemler sabittir. Hareketin gerekli olduğu kalça veya omuz gibi yerlerde eklemler oynaktır. Boyun omurundaki kemikler, başın kendi ekseni etrafında 180 derece dönmesine imkan verecek şekilde yaratılmışlardır. Bu sayede aşağıyı, yukarıyı ve her iki yanımızı görmek için bütün vücudumuzu döndürmek gibi bir zahmete katlanmaksızın, sadece başımızı çevirmemiz yetmektedir. Akciğer ve kalp gibi organlarımıza yakın yerdeki kemikler bu organları koruyacak ve bu organların çalışmasını aksatmayacak şekilde yaratılmışlardır&#8230;</p>
<p>Bir betonarme binayı ayakta tutan kolon, kiriş ne ise, insanı ayakta tutan iskelet sistemi de odur. Ancak düşünen bir insanı hayrete düşürecek nokta, modern binalarda iskelet sistemi bina ağırlığının %60-70’ini oluşturduğu halde, insan iskeletinin, toplam insan ağırlığının %15 kadarını oluşturmasıdır. Bu hafif iskeletin dayanma gücü ise çok yüksektir. Mesela uyluk kemiği dikey vaziyette bir ton ağırlığı kaldırabilecek kapasitededir. Kemiklerimizde sağlamlık ve esneklik mükemmel ölçülerle buluşturulmuştur&#8230;</p>
<p>İskeletimizin bir yağlanma sistemi vardır ki, sırf bu sistemin detayları sayfalara sığmaz. Vücudumuzdaki her bir eklem kendisi için gerekli özellikteki yağlarla düzenli olarak yağlanmaktadır. Her hareket ettiğimizde birbiri üstünde hareket eden, sürtünen omurların aşınmasının disk denen dayanıklı kıkırdaklarla önlenmiş olması da yaratılış planımızın ayrı bir bölümüdür.</p>
<p>İskeletin harika yaratılışının çok az bir kısmını anlattığımız bu bilgiler bile Bakara Suresi 259. ayette &#8220;Kemiklere de bir bak&#8230;&#8221; denerek, niye gözlerimizin iskeletimize çevrildiğini göstermektedir. Bir çiğnemlik et, anne karnında kemiklere çevrilirken bu mükemmel yaratılış başlamaktadır. Daha sonra bu sistem kadar harika olan kas yapımız da yaratılacaktır. </p>
<blockquote><p>Gerçekten de insanı karışımlı bir damla sudan yarattık. Onu deniyoruz. Bu yüzden onu işiten ve gören yaptık.<a href="http://quran.com/76/2"> (76:2)</a></p></blockquote>
<p>Meni denen karışımın bir gün işitebilmesi ve görebilmesi, gülmesi ve ağlaması, düşünmesi ve anlaması, çeşitli eserler oluşturması ve sanatsal zevklerinin olması ne kadar da mükemmeldir! İnsana bu özelliklerin verilmesi ne büyük armağandır! Ayet, karışımlı bir damla suyun bir gün gelip de işitici ve görücü olduğunu söylerken, becerinin bir damla suda değil, onun Yaratıcısında olduğunu vurgulamaktadır. Ayetin önce işitmeyi, sonra görmeyi sayması da anlamlıdır. Çünkü ceninde önce işitme organı kulak, sonra görme organı gözler oluşmaktadır. (Bir çok Kuran ayetinde &#8220;işitmeden ve görmeden&#8221; beraber bahsedilir. Bu ayetlerin hepsinde önce işitme, sonra görme geçmektedir. Hamileliğin 23. haftasında kulak gelişimini tamamlamıştır. Gözün hassas tabakası retina ise 25. haftada bile tam gelişmemiştir.) Ayetin önce işitmeyi, sonra görmeyi sayması bu noktaya işaret etmek için olabilir. Doğrusunu Allah bilir.</p>
<blockquote><p>Allah her dişinin neye gebe olduğunu, rahimlerin neyi eksiltip, neyi arttırdığını bilir. O’nun katında her şey bir ölçü iledir. <a href="http://quran.com/13/8">(13:8)</a></p></blockquote>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.mucizeler.com/2011/03/kemiklerin-olusumu-ve-etle-kaplanmalari/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>BİR ÇİĞNEMLİK ET PARÇASI</title>
		<link>http://www.mucizeler.com/2011/03/bir-cignemlik-et-parcasi/</link>
		<comments>http://www.mucizeler.com/2011/03/bir-cignemlik-et-parcasi/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 21 Mar 2011 12:06:46 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[İnsan]]></category>
		<category><![CDATA[Çiğnemlik Et]]></category>
		<category><![CDATA[Embriyon]]></category>
		<category><![CDATA[İnsanın Yaratılışı]]></category>
		<category><![CDATA[Öne Çıkanlar]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.quranmiracles.com/2011/03/bir-cignemlik-et-parcasi/</guid>
		<description><![CDATA[Sonra o damlacığı, asılıp tutunana dönüştürdük. Sonra asılıp tutunanı bir çiğnemlik et haline getirdik.(23:14) Kuran anne rahminde geçirdiğimiz asılıp tutunma (alaka) aşamasından sonra bir çiğnemlik et (mudga) aşaması geçirdiğimizi söyleyerek bir mucize daha sergilemektedir. Gerçekten de anne rahmindeki embriyo hem ...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<blockquote><p>Sonra o damlacığı, asılıp tutunana dönüştürdük. Sonra asılıp tutunanı bir çiğnemlik et haline getirdik.<a href="http://quran.com/23/14">(23:14)</a></p></blockquote>
<p>Kuran anne rahminde geçirdiğimiz asılıp tutunma (alaka) aşamasından sonra bir çiğnemlik et (mudga) aşaması geçirdiğimizi söyleyerek bir mucize daha sergilemektedir. Gerçekten de anne rahmindeki embriyo hem ufaklığından, hem de kemiklerin daha ileride oluşacak olmasından ötürü bir çiğnemlik et görünümündedir. Ayrıca ilginçtir ki -resimden de belli olacağı gibi- embriyo, anne karnında geçirdiği belli bir aşamada üzerinde diş izleri varmış gibi bir şekle sahiptir. Bu yüzden Kuran’da &#8220;bir çiğnemlik et&#8221; aşaması geçirdiğimizin söylenmesi çok yerinde olan mucizevi bir anlatımdır.</p>
<p>&#8220;Bir çiğnemlik et&#8221; tabiri 22- Hac Suresi 5. ayette &#8220;kısmen belli, kısmen belirsiz bir çiğnemlik et parçasından&#8221; yaratıldığımız söylenerek geçmektedir. Gerçekten de bu aşamada embriyo gözle görülecek kadar belli, detayların anlaşılamayacağı kadar belirsiz bir büyüklükte olduğundan, &#8220;kısmen belli, kısmen belirsiz&#8221; tabiriyle uyum içindedir. İnsanın baş, gövde, ayak, iç organlar gibi ayrı vücut bölümlerinden bir kısmı belli olmaya başladığı, bir kısmı ise belli olmadığı için de bu aşama için “kısmen belirli, kısmen belirsiz” tabirinin geçmesi çok uygundur.</p>
<p>Prof. Dr. Keith L. Moore Kuran’da &#8220;bir çiğnemlik et&#8221; diye bahsedilen dönem hakkında şunları söylemektedir: &#8220;Söz konusu ayetlerin ne demek istediğini, bu dönemdeki embriyoyu incelediğimiz zaman hayretle öğrendik. Çünkü embriyo 28 günlükken üzerinde tesbihimsi bir yapı meydana geliyor ve bunlar görünüş olarak aynı diş izlerine benziyordu. Bu dönemdeki embriyonun plastikten bir modelini yaptık ve onu çiğneyerek üzerinde diş izlerimizi bıraktık. Ortaya çıkan manzara incelediğimiz aşamadaki embriyoya olağanüstü derecede benziyor ve Kuran’ın insan embriyosundan neden bir çiğnemlik et olarak bahsettiğini çok güzel açıklıyordu.&#8221;</p>
<h3 style="text-align: center">GÜNÜ GELİNCE BİR ÇİĞNEMLİK ET</h3>
<p>Tek bir hücre bölüne bölüne ayrı organları, farklı dokuları oluşturmaktadır. Yaratılışın bir aşamasında bir çiğnemlik et kadar olan varlığımız, günü gelince tüm organlarıyla, kaslarıyla, iskeletiyle, beyni, gözleri, kulakları ile insan olacaktır. Bir bu çiğnemlik et aşamasını, bir de vücudumuzdaki organların aldığı son hali düşünelim. Böylece Allah’ın kusursuz yaratışına bir kez daha tanık olabiliriz.</p>
<p>Gün gelecek bu bir çiğnemlik et, kalp olacaktır. O kalp ki bir günde ortalama 100.000 kez atar. Hem de hiç haberimiz olmadan, biz kalbi attırmak için hiçbir çaba sarf etmeden. Kalbe gelen kirli kan ile temiz kanlar birbirine karışmaz, kanın vücuda gerektiği gibi dağılımı mükemmel bir şekilde gerçekleşir. Kalbin kulakçıkları ve karıncıkları yaratılış harikalarıdır. Atar ve toplardamarlarla kanın organize çalışması sayfalarca yazıya konu olacak mükemmellikte ve kompleksliktedir&#8230;</p>
<p>Gün gelecek bu bir çiğnemlik et karaciğer olacaktır. O karaciğer ki 400’den fazla görevi vardır. Bu minik et parçası, Dünya’nın hiçbir laboratuvarının beceremeyeceği üretimleri hiç şaşmadan, bizim haberimiz hiç olmadan, bizim için yapar&#8230;</p>
<p>Gün gelip de bu bir çiğnemlik et, vücudumuzu saran kaslar olacaktır. Yemek yemekten koşmaya, yürümeye, oturmaya, gülmeye kadar her hareketimiz kaslarımızın sayesindedir. Kaslar çok karmaşık ve büyük bir koordinasyon ağıyla çalışır. En basit hareket gibi gözüken gülme için bile 17 kasın aynı anda çalışması gereklidir&#8230;</p>
<p>Beynimiz, ellerimiz, ayaklarımız, bağırsaklarımız, böbreklerimiz, solunum sistemimiz, kanımız&#8230; hepsi başlangıçta bahsettiğimiz bu bir çiğnemlik et aşamasını geçirir. Ondan önce ise ancak mikroskopla gözükebilen bir damla su aşamasını ve diğer aşamaları geçirirler. Sonunda ise ciltlerle ansiklopediye anlatımının sığmayacağı mükemmel vücudumuz yaratılır. Kuran bizi tüm bunları incelemeye, bu yaratılışlar üzerinde düşünmeye davet etmektedir. Kuran’ın ibadetlerle ilgili ayetleri de önemli bir yere sahiptir ve bunlar üzerinde çokça tartışılmıştır. Oysa düşünme, akletme ile ilgili Kuran ayetleri, şekilsel ibadetlerle ilgili ayetlerden çok daha fazla sayıda olmalarına rağmen çok daha az düşünülmüş, çok daha az gündeme getirilmiştir.</p>
<blockquote><p>Ey insan, o çok cömert Efendine karşı seni aldatan nedir?<a href="http://quran.com/82/6">(82:6)</a><br />
O ki seni yarattı, sana bir düzen içinde biçim verdi ve uyumlu hale soktu.<a href="http://quran.com/82/7">(82:7)</a><br />
Dilediği bir biçimde seni oluşturdu.<a href="http://quran.com/82/8">(82:8)</a></p></blockquote>
<p><!--:--><!--:zh--><br />
<!--:--></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.mucizeler.com/2011/03/bir-cignemlik-et-parcasi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>RAHİM DUVARINDA ASILI DURURKEN</title>
		<link>http://www.mucizeler.com/2011/03/rahim-duvarinda-asili-dururken/</link>
		<comments>http://www.mucizeler.com/2011/03/rahim-duvarinda-asili-dururken/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 21 Mar 2011 11:59:04 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[İnsan]]></category>
		<category><![CDATA[Embriyon]]></category>
		<category><![CDATA[Öne Çıkanlar]]></category>
		<category><![CDATA[Rahim]]></category>
		<category><![CDATA[Rahim Duvarı]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.quranmiracles.com/2011/03/rahim-duvarinda-asili-dururken/</guid>
		<description><![CDATA[Sonra onu dayanıklı bir karar yerinde bir damlacık haline getirdik.(23:13) Sonra o damlacığı asılıp tutunan birşeye dönüştürdük&#8230;(23:14) Ayetin çevirisinde &#8220;asılıp tutunan şey&#8221; olarak çevirdiğimiz kelimenin Arapçası &#8220;alak&#8221;tır. Bu kelimenin Arapça’daki temel anlamı &#8220;asılı duran, tutunan madde&#8221;dir. Bu yüzden ayeti bu ...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<blockquote><p>Sonra onu dayanıklı bir karar yerinde bir damlacık haline getirdik.<a href="http://quran.com/23/13">(23:13)</a><br />
Sonra o damlacığı asılıp tutunan birşeye dönüştürdük&#8230;<a href="http://quran.com/23/14">(23:14)</a></p></blockquote>
<p>Ayetin çevirisinde &#8220;asılıp tutunan şey&#8221; olarak çevirdiğimiz kelimenin Arapçası &#8220;alak&#8221;tır. Bu kelimenin Arapça’daki temel anlamı &#8220;asılı duran, tutunan madde&#8221;dir. Bu yüzden ayeti bu temel anlamıyla çevirmek en doğru çeviridir.</p>
<p>Peygamberimiz’in yaşadığı dönemde embriyoloji bir bilim dalı olarak ele alınmıyordu. Bu yüzden embriyolojiyle ilgili terminoloji de yoktu. Kuran, indiği dönemdeki insanların kullandığı kelimelerden, embriyonun durumunu en iyi tarif edenlerle embriyonun aşamalarını açıklar. Rahime atılan küçük bir damlacık olan zigot, rahim duvarına &#8220;asılıp tutunmaktadır&#8221;. İşte Kuran, bu &#8220;asılıp tutunma&#8221; olayını açıklayarak indiği dönemde bilinmeyen, yaratılışımızda geçirdiğimiz bir aşamayı açıklamaktadır. Bu yüzden &#8220;alaka&#8221; kelimesini temel anlamının dışında &#8220;embriyo&#8221; şeklinde tercüme etmek, hem tercümenin yeterince aslına uygun olmaması, hem de ayetin esprisini ortaya koyamaması açısından uygun değildir. Peygamberimiz’in yaşadığı dönemde embriyolojik terminoloji olmadığından, embriyo için özel bir kelime kullanılmış gibi yapılan tercüme doğru olmayacaktır. Kan pıhtısı diye ayeti tercüme etmek de kelimenin temel anlamına ve ayetin işaretine terstir. Kan pıhtısının yapışkan yapısından dolayı ayetin tercümesine yakıştırıldığına, hatta sözlüklere bu mananın yan bir anlam gibi bile eklendiğine tanık olabilirsiniz. Bunun sebebi ayetin anlamını kavrayamayanların kendi yakıştırmalarını tercümeye sokmalarıdır. Kuran’ın inişinden yüzlerce yıl sonra bile anne rahminde &#8220;asılıp tutunan&#8221; bir aşama geçirdiğimiz bilinmediği için, &#8220;alaka&#8221; kelimesi, bu temel anlamı dışında anlamlandırılmaya çalışılmıştır. Fakat gelişen embriyoloji bilimi gerçekten de &#8220;alaka&#8221;nın temel anlamıyla ifade ettiği gibi annelerimizin rahminde bir aşama geçirdiğimizi ortaya koydu.</p>
<h3 style="text-align: center">TARİHİN KARANLIKLARINDA KURAN’IN AYDINLIĞI</h3>
<p>Kuran’ın çağdaşı olan eserleri, O’nun inişinden önce insanların yazdıkları eserleri veya O’nun inişinden sonraki yüzyıllarda yazılan eserleri incelersek, insan üremesi hakkında sürekli yanlış fikirlerin ortaya konduğuna tanık oluruz. Ortaçağ boyunca mitolojiler ve temelsiz spekülasyonlar bu konuda kendini gösterdi. 1651 yılında Harvey’in &#8220;Yaşayan her şey ilkin bir yumurtadan oluşur ve embriyo kısım kısım aşamalarla oluşur” fikri, embriyolojinin bilim tarihindeki temel aşaması olmuştur. Mikroskobun icadından faydalanılan 17. yüzyılda, hâlâ yumurta ile spermin karşılıklı rolleri tartışılmaktaydı. Büyük doğa bilgini Buffon &#8220;Ovistler&#8221; safında yer alıyordu. Aynı safta yer alan Bonnet, tohumların içiçe yuvalanması kuramını savunuyordu: “Kurama göre ilerde doğacak insan döllerinin bütün bireyleri birbirinin içinde yuvalanmış olmak üzere insan türünün annesi olan Havva’nın yumurtalığında bulunmaktadır. Bu varsayım 18. yüzyılda oldukça itibar görmüştür.”</p>
<p>Kuran ve bilim arasındaki uyumu keşfedip Müslüman olan Prof. Dr. Maurice Bucaille bu bilgileri verdikten sonra kendi yorumunu şöyle yapar: &#8220;Hâlâ hayalci doktrinlerin itibar gördüğü bu 18. yüzyıldan bin küsur yıl önce insanlar Kuran ile tanışmışlardı. Onun insanın üreyişi konusundaki haberleri, sade tabirler içerisinde temel gerçekleri ifade etmekteydi ki, bunları keşfetmek için insanlar asırlarını vereceklerdir.&#8221;</p>
<p>Kanada’nın Toronto Üniversitesi’nde anatomi profesörü olan ve Kuran’ın embriyoloji üzerine söylediklerinin, bir insanın bilgisiyle 7. asırda söylenmesinin mümkün olmadığını söyleyen Keith Moore ise özetle şöyle demektedir: &#8220;Kuran’ın insanın gelişimi üzerine söylediklerinin 7. yüzyılda söylenmesine imkan yoktur. Hatta bundan bir asır önce bile bu bilgiler tam bilinmiyordu. Bu ayetleri ancak şu anda hakkıyla anlıyoruz, çünkü modern embriyolojinin gelişimi bu ayetleri anlamamıza olanak tanımıştır.&#8221;</p>
<p>Gerçekten de tarihi incelediğimizde, insanın anne karnındaki gelişimini hiçbir yanlışa sapmadan ortaya koyan bir tek Kuran’dır. Örneğin bu bölümde incelediğimiz insanın anne rahminde &#8220;asılıp tutunan&#8221; bir aşama geçirdiğini söyleyen ayetleri ele alalım. Kuran dışında, tüm tarih boyunca bu bilgiyi açıklamış olan tek bir kaynak bile gösterilemez. Ancak mikroskobun icadı ve geliştirilmesi, fizyoloji, anatomi, embriyoloji alanındaki ilerlemelerin birleşimiyle insanoğlu bu bilgiyi çok yakın tarihlerde bilimsel platformda öğrenmiştir.</p>
<blockquote><p>İşte bunlar Allah’ın delilleridir (ayetleridir). Bunları sana gerçek olarak okuyoruz. Öyleyse onlar Allah’tan ve delillerinden (ayetlerinden) sonra hangi söze inanıyorlar.<a href="http://quran.com/45/6">(45:6)</a></p></blockquote>
<h3 style="text-align: center">EMBRİYONUN GEÇİRDİĞİ EVRELERDEKİ DELİLLER</h3>
<p>Yumurtada kendi diğer yarısını bulan sperm, fallop  tüpünden  rahme  doğru  ilerler.  Embriyo bu yolculuğunda fallop tüpünde tutunmaya kalkmaz. Embriyo rahme doğru yol alır, rahme ulaştığında da kan damarlarının yoğun olduğu bir bölgeye asılıp tutunur. Artık Kuran’ın bahsettiği &#8220;alaka&#8221; yani &#8220;asılıp tutunma&#8221; aşaması başlamıştır.</p>
<p>Bu akılsız, güçsüz hücre yığını nasıl oluyor da kendisi için en uygun, hatta tek uygun yer olan rahme doğru yol almaktadır? Nasıl oluyor da embriyo rahme gelince bir sülük gibi rahime yapışabilmekte ve büyümesi için gerekli besinleri buradan alabilmektedir? (Alaka kelimesinin yan anlamlarından biri de sülüktür) Tüm bunlar, Allah’ın, bizleri yaratırken ince bir hesapla her aşamayı planladığının delilleridir. Bu muhteşem planı Allah’ın eseri olarak görmeyenler, tüm bu oluşumları tesadüflere veya embriyonun üstün becerilerine bağlama komikliğine düşeceklerdir.</p>
<p>Embriyonun &#8220;alaka&#8221; aşamasında rahim duvarına asılıp tutunması karmaşık bir sistemle mümkün olmaktadır. Embriyo, rahim duvarındaki asit tabakasını parçalayabilmek için hiyoluronidaz adlı bir enzim salgılar. Bu enzim sayesinde rahim dokusu bozulur ve embriyo, rahim duvarına toprağın içine köklerini sokan bir bitki gibi yerleşir. Artık embriyo, besin ve oksijen ihtiyaçlarını bu noktadan karşılar. Embriyonun salgıladığı hiyoluronidaz maddesi, rahim duvarındaki hiyalüronik asitin yapısını bozup bu birleşmeyi mümkün kılmaktadır.</p>
<p>Embriyonun asılıp tutunacağı yeri keşfi, bu noktaya tutunmak için kimya eğitimi görmüşçesine hareketleri, embriyonun büyük bir planın parçası olarak sevkedildiğinin delilleridir. Anne rahminde embriyo hücreleri o kadar harika işler gerçekleştirmektedirler ki, onları inceleyen bu hücrelerin üstün akıl sahibi varlıklar olduğunu zannedebilir. Hücrelerin bilinçliymişçesine hareketlerinden etkilenen Purdue Üniversitesi’nden biyolog Laurie Iten şöyle demektedir: &#8220;Hücrelerin birbirleri ile konuştuklarına inanıyoruz. Onlar dilsiz değiller.&#8221;</p>
<blockquote><p>Yaratan Efendinin adıyla oku<a href="http://quran.com/96/1">(96:1)</a><br />
O, insanı asılıp tutunandan yarattı.<a href="http://quran.com/96/2">(96:2)</a></p></blockquote>
<p><!--:--><!--:zh--><!--:--></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.mucizeler.com/2011/03/rahim-duvarinda-asili-dururken/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>BİR ÖZDEN YARATILIŞ VE  ÇOCUĞUN CİNSİYETİ</title>
		<link>http://www.mucizeler.com/2011/03/bir-ozden-yaratilis-ve-cocugun-cinsiyeti/</link>
		<comments>http://www.mucizeler.com/2011/03/bir-ozden-yaratilis-ve-cocugun-cinsiyeti/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 21 Mar 2011 11:55:57 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[İnsan]]></category>
		<category><![CDATA[Çocuğun Cinsiyeti]]></category>
		<category><![CDATA[Cocuğun Cinsiyetinin Belirlenmesi]]></category>
		<category><![CDATA[Kromozom]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.quranmiracles.com/2011/03/bir-ozden-yaratilis-ve-cocugun-cinsiyeti/</guid>
		<description><![CDATA[Sonra onun soyunu bayağı bir suyun özünden meydana getirdi. (32:8) Bundan iki önceki bölümde (46. bölüm) insanın toprağın özünden yaratıldığına dikkat çekildiğini gördük (23-Müminun Suresi 12. ayet). O bölümde incelediğimiz ayette geçen &#8220;sülale&#8221; kelimesi Secde Suresi’nin 8. ayetinde de geçmekte, ...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<blockquote><p>Sonra onun soyunu bayağı bir suyun özünden meydana getirdi. <a href="http://quran.com/32/8">(32:8)</a></p></blockquote>
<p>Bundan iki önceki bölümde (46. bölüm) insanın toprağın özünden yaratıldığına dikkat çekildiğini gördük (23-Müminun Suresi 12. ayet). O bölümde incelediğimiz ayette geçen &#8220;sülale&#8221; kelimesi Secde Suresi’nin 8. ayetinde de geçmekte, bu sefer insanın meninin bir özünden yaratıldığı vurgulanmaktadır. Yani insan toprağın belirlenmiş bir özünden yaratıldığı gibi, meni aşamasında da; bu meniden rastgele bir şekilde değil, bu meninin belirlenmiş bir özünden yaratılmaktadır. Kısacası &#8220;nutfe&#8221; kelimesiyle insanın meninin az bir kısmından yaratılmasına dikkat çekilirken, &#8220;sulale&#8221; kelimesiyle meninin belirlenmiş bir özünden yaratıldığına dikkat çekilmektedir.</p>
<p>Gerçekten de spermler, daha önce belirttiğimiz gibi meninin hem bir kısmıdır, hem de meninin en temel ham maddesidir. Spermlerin içinde ise yumurtayı dölleyen sperm, hem spermlerin yüz milyonda biri ile ifade edilecek kadar az bir kısmıdır, hem de bu uzun mesafeli yüzüşte milyonlarca spermi geçerek hedefe varan en başarılı yüzücüdür. Sonuçta, hepimiz işte bu başarılı spermiz. Var olan her insan hayata ilk adımlarını yüzme yarışında yüz milyonları geçerek atmaktadır. Var olmak bu zorlu yarışı birinci bitirmeye bağlıdır. Şu anda bu yazıyı okuyan bizler var olduğumuza göre, demek ki hepimiz hayatımızda bir kez bile olsa yüzmilyonları geride bırakan bir yarışı kazandık. Hepimiz &#8220;sülale&#8221;yiz; yani seçilmiş bir özüz, seçilmiş bir sperm sayesinde varız. Tüm bu oluşumlarda aklını kullananlar için ne büyük ibretler vardır!</p>
<blockquote><p>Sizleri yarattık. Yine de doğrulamayacak mısınız? <a href="http://quran.com/56/57">(56:57)</a><br />
Akıttığınız meniyi gördünüz mü? <a href="http://quran.com/56/58">(56:58)</a><br />
Onları sizler mi yaratıyorsunuz, yoksa yaratıcısı biz miyiz?<a href="http://quran.com/56/59"> (56:59)</a></p></blockquote>
<h3 style="text-align: center">CİNSİYETİN BELİRLENMESİ</h3>
<blockquote><p>Gerçekten de O, erkek ve dişi olarak iki çifti yaratandır. <a href="http://quran.com/53/45">(53:45)</a><br />
Akıtılan meninin bir damlasından. <a href="http://quran.com/53/46">(53:46)</a></p></blockquote>
<p>Günümüzde hâlâ bazı erkeklerin veya erkek ailelerinin, kadınları, erkek çocuk doğurmadığı için kınadıklarına tanık olabiliriz. Bu olay kadınların, çocukların cinsiyetini belirlediğini sanan yanlış bilginin sonucudur. Tarih boyunca kadının, çocuğun cinsiyetini oluşturduğuna dair yanlış bilgi hâlâ sürmektedir. Her ne kadar bilim çevreleri halkın düştüğü bu yanlışa düşmeseler de, onlar da yakın tarihlere kadar çocuğun cinsiyetini anneden gelen yumurta ile babadan gelen spermin eşit katkıyla oluşturduklarını sanıyorlardı. Oysa çocuğun cinsiyetini spermin belirlediği bilim çevrelerinin yakın tarihlerde keşfettikleri bir bilgidir.</p>
<p>Peygamberimiz’in vefatından iki yüz yıl kadar sonra yazılan bir kitaptaki uydurma bir hadis, o dönemin insanlarının cinsiyetin belirlenmesini nasıl anladıklarını göstermektedir. Uydurma hadis şöyledir: &#8220;Erkeğin suyu beyazdır. Kadının suyu ise sarıdır. İkisi birleşir ve erkeğin menisi kadının menisine üstün gelirse çocuk erkek olur. Kadının menisi erkeğin menisine üstün gelirse çocuk kız olur.&#8221; Görüldüğü gibi Peygamberimiz’in yaşadığı devirde, çocuğun cinsiyetinin nasıl belirlendiği bilinmemektedir.</p>
<p>Bu yüzden Kuran’ın insanların cinsiyetlerinin yaratılışını belirttikten sonra, bu cinsiyetlerin yaratılışını sadece erkekten gelen meninin bir spermiyle ilişkilendiren bu ayetlerin işareti mucizevi niteliktedir.</p>
<p>İnsanın genetik şifresi, her hücrede bulunan 46 tane kromozomdadır. Bu kromozomlardan iki tanesi cinsiyet kromozomudur. Erkekteki kromozomlar XY olarak, kadınlardaki kromozomlar XX olarak tanımlanmaktadır. Kadınlarda yumurtlama anında ikiye ayrılan kromozomların her biri X kromozomu taşır. Erkekte ise spermlerin kimisi X, kimisi Y kromozomlarını içerir. Erkekteki X kromozomu kadınların yumurtalarındaki X kromozomuyla birleşirse çocuk kız, erkeklerdeki Y kromozomu kadınların yumurtalarındaki X kromozomuyla birleşirse çocuk erkek olur. Böylelikle çocuğun erkek veya kız olması tamamen spermden X veya Y’nin gelmesine bağlıdır. Bu konudaki biyolojik çalışmalar sürmektedir. 1990 yılında Y kromozomu üzerinde SRY proteininin bulunması ve bununla ilgili açıklamalar bu konudaki bilgileri genişletmiştir.</p>
<p>Kuran’ın 1400 yıl önce işaret ettiği bu bilgi çok yakın bir döneme kadar bilinmiyordu. Tarih, 8. Henry’nin kendisine kız çocuk verdiği için eşi Catherine’i boşamasına benzer olaylarla doludur. Kuran’ın işaret ettiği bu bilgi bir mucize ile beraber bir ironiyi de beraberinde taşıyordu. Kadınlar, yüzyıllarca çocukların cinsiyetleri yüzünden kınanmışlardı. Bilimin keşfi hem mucizeyi açığa çıkardı, hem de mantıksız bir sebepten dolayı kadınlara yapılan zulmü gözler önüne serdi.</p>
<h3 style="text-align: center">ANA RAHMİNİN DAYANIKLILIĞI</h3>
<blockquote><p>Sizi bayağı bir sudan yaratmadık mı? <a href="http://quran.com/77/20">(77:20)</a><br />
Ve sonra dayanıklı bir yere yerleştirdik.<a href="http://quran.com/77/21">(77:21)</a><br />
Bilinen bir süreye kadar  <a href="http://quran.com/77/22">(77:22)</a></p></blockquote>
<p>21. ayette ana rahminin sağlam, dayanıklı yapısına işaret edilmiştir. Rahim, kadının leğen kemiği boşluğunun tam ortasında bulunduğu için gayet güvenli bir yere yerleştirilmiştir. Erkekte bu organa karşılık gelecek bir organ yoktur. Rahim adalelerden yapılmış sağlam bir duvara sahip, içi boş bir organdır. Armut şeklindedir. Ergin bir kadında uzunluğu sekiz, eni beş, yüksekliği iki buçuk santimetredir. Ufak bir kütle olan rahim, hamileliğin sonunda iyice genişler. Hamilelik dışında rahmin ağırlığı elli gram kadardır. Hamileliğin sonunda ise bin gramı bile geçer. İçindeki çocuk yerine göre beş bin grama kadar bile çıkabilir. Bu ise rahim ağırlığının yüz kat artması demektir.</p>
<p>İnsan vücudunda bu kadar çabuk büyüyen, bu kadar hızlı değişme kabiliyeti gösteren tek organ rahimdir. Rahim sık ve kalın kaslarıyla, özel yaratılışıyla birkaç santimetreden başlayarak gittikçe büyüyen cenini, tüm dış darbelerden ve olumsuzluklardan korur. İnsanın en aciz aşamalarını, yaşamını yitirmeden devam ettirebilmesi, rahmin sağlam yaratılışı sayesindedir. Embriyo için olmuş ve olabilecek en sağlam, en uygun yer ana rahmidir. Kuran’ın dikkat çektiği rahmin sağlam yaratılışını incelememiz, yaratılışımızın ilk aşamalarından beri Allah’ın şefkatinin her şeyi ayarladığının bir delilidir.</p>
<blockquote><p>Merhametli, Şefkatli Allah’ın adıyla<a href="http://quran.com/1/1"> (1:1)</a></p></blockquote>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.mucizeler.com/2011/03/bir-ozden-yaratilis-ve-cocugun-cinsiyeti/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>MENİ BİR KARIŞIMDIR</title>
		<link>http://www.mucizeler.com/2011/03/meni-bir-karisimdir/</link>
		<comments>http://www.mucizeler.com/2011/03/meni-bir-karisimdir/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 21 Mar 2011 11:52:11 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[İnsan]]></category>
		<category><![CDATA[Damla]]></category>
		<category><![CDATA[Kuran'da Yaratılış]]></category>
		<category><![CDATA[Meni]]></category>
		<category><![CDATA[Nutfe]]></category>
		<category><![CDATA[Öne Çıkanlar]]></category>
		<category><![CDATA[Sperm @tr]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.quranmiracles.com/2011/03/meni-bir-karisimdir/</guid>
		<description><![CDATA[Gerçekten de insanı karışımlı bir damla sudan yarattık. Onu deniyoruz. Bu yüzden onu işiten ve gören yaptık.(76:2) Mikroskobun icadı ve geliştirilmesi sayesinde insan vücudundaki birçok organın ve birçok maddenin detaylı analizinin yapılabilmesi mümkün oldu. Bu analizler sayesinde meninin, birçok ayrı ...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<blockquote><p>Gerçekten de insanı karışımlı bir damla sudan yarattık. Onu deniyoruz. Bu yüzden onu işiten ve gören yaptık.<a href="http://quran.com/76/2">(76:2)</a></p></blockquote>
<p>Mikroskobun icadı ve geliştirilmesi sayesinde insan vücudundaki birçok organın ve birçok maddenin detaylı analizinin yapılabilmesi mümkün oldu. Bu analizler sayesinde meninin, birçok ayrı merkezde üretilen ayrı maddelerin karışımı olduğu anlaşıldı. Meni; sperm kanallarından, seminal keseciklerden, prostat bezinden, idrar yollarına bağlı cooper ve mery bezleri gibi salgı bezlerinden salgılanan maddelerin bir birleşimidir. Meni diye adlandırdığımız sıvının detaylı analizi yapılırsa bu sıvının; sitrik asit, prostoglondinler, flavinler, askorbik asit, ergotionein, fruktoz, fosforilkolin, kolesterol, fosfolipidler, fibrinolizin, çinko, asit fosfataz, fosfaz, hiyolurinadaz ve spermler gibi birçok ayrı bileşenden oluştuğu görülür.</p>
<p>Bedenimiz en mükemmel, en güzel ve en karmaşık yaratılışlarından biridir. Bedenimiz sayesinde görürüz, işitiriz, üreriz; bu bedenin becerileri sayesinde makinalar, bilgisayarlar, köprüler, uçaklar yapar, resimler, heykeller, müzikler üretiriz. Bedenimizin yaratılışının ilk aşamalarından biri, karışım olan meninin, karışımındaki ham maddelerin yaratılmasıdır. Daha sonra karışım olan menideki spermler, dişi hücreyle birleşerek bir karışım daha oluşturacaklar, bu karışım insanın yaratılışında yeni bir adım olacaktır.</p>
<p>Sırf bir sperm kanalını veya bir prostat bezini ele alsak bile bunların mükemmel yaratılışlarını yüzlerce sayfaya sığdıramayız. Yaratıcımız, bizi &#8220;karışımlı&#8221; bir sıvıdan yaratmış ve gönderdiği kitabında buna dikkat çekmiştir. Bizim bu &#8220;karışımı&#8221; incelememiz ve bu &#8220;karışımın&#8221; nasıl, nerelerde oluştuğuna dair araştırmalar yapmamız, Allah’ın vücudumuzu mükemmel yaratışına hayranlığımızın artmasına bir kez daha sebep olacaktır.</p>
<p>Bu karışımlı suyla başlayan maceramızda bir gün, görmek ve işitmek gibi olağanüstü komplekslikte ve mükemmellikte özelliklere sahip oluyoruz. Başlangıçta birkaç bilinçsiz damla iken, sonra görmek ve işitmek gibi özelliklere sahip olmamız kelimelere sığdırılamayacak güzelliktedir. Aklını kullanan hiçbir insan, kendi mükemmel yaratılışını bu &#8220;karışımlı&#8221; sıvının marifetlerine veya şuursuz, kör, tesadüfen oluşumlara bırakmaz. Açıkça bellidir ki, tüm bu oluşumları Yaratan, Kuran’ın söylediği gibi kudreti sonsuz, ilmi sonsuz, bilinçli, mükemmel bir Yaratıcıdır.</p>
<h3 style="text-align: center">AZ BİR SIVIDAN YARATILIŞ</h3>
<blockquote><p>İnsan başıboş bırakılacağını mı sanıyor?<a href="http://quran.com/75/36">(75:36)</a><br />
Kendisi dökülmüş menide bir damla değil miydi?<a href="http://quran.com/75/37">(75:37)</a></p></blockquote>
<p>Kuran, insanı bu kadar mükemmel yaratan Allah’ın, insanı yaratıp da başıboş bırakmasının mümkün olmadığını söylemektedir. Bunu ifade eden 36. ayetten hemen sonra 37. ayette, başlangıçta insanın meninin içindeki bir damla olduğu ifade edilmektedir. Bu ayette de Peygamberimiz’in döneminde ulaşılması imkansız bir bilgiye rastlıyoruz. 37. ayette &#8220;meni&#8221; ile bir damla diye tercüme ettiğimiz &#8220;nutfe&#8221; kelimesi ayrılmıştır. &#8220;Nutfe&#8221; kelimesi, bir kova boşaltılınca dibinde kalan sıvıyı ifade için de kullanılır. Bu kelime insanın meninin hepsinden değil, meninin içindeki bir parçadan yaratıldığını gösterir.</p>
<p>Bir boşalmada açığa çıkan meni, içindeki birçok maddeyle beraber 100 milyon ile 200 milyon arası sperm barındırır. Dişi yumurtayı ise bu yüz milyonlarla ifade edilen spermlerden sadece ve sadece bir tanesi döller. Yani insanı oluşturacak olan zigot, meninin tamamından değil, ancak ayetin de işaret ettiği gibi küçük bir parçasından oluşmaktadır.</p>
<p>Meninin içindeki spermler başa, boyuna, orta bölüme ve uzunca bir kuyruğa sahiptirler. Yüz milyonlarca sperm, erkek cinsel organından çıktıktan sonra kuyruğu ile yüzerek kadın yumurtasına doğru yönelir. Kadın cinsel organındaki bu yüzüşün mesafesi spermin mikronlarla (1 mikron metrenin milyonda biridir) ölçülen boyuna göre çok çok uzun bir mesafedir. Bu mesafe insan boyuna göre kilometrelerce yüzmeye eştir. Bu uzun yolculukta birçok sperm ölür ve az sayıda sperm yumurtaya ulaşır. Yumurtanın etrafını çeviren spermlerden sadece biri içeri girer ve yumurta diğer spermlerin girişine kapanır. İşte insanın genetik bilgisinin yarısı bu tek spermin 5 mikron büyüklüğündeki başına sığdırılmıştır. Diğer genetik kod ise spermin vardığı yumurtanın içinde, annenin bedeninde hazır beklemektedir. Tüm bu yaratılışlar, birçok detayın çok ince şekilde ayarlanmasıyla oluşmaktadır. Yaratıcımız, Evren’in her noktasında olduğu gibi, yaratılışımızın bu ilk aşamalarında da olağanüstü tasarımını gözler önüne sermektedir.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.mucizeler.com/2011/03/meni-bir-karisimdir/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>

